Anne baba olmak, eşlere “sevgili” olduklarını unutturmamalı!

Bir bebeği dünyaya getirmeye hazırlanmak, bir kadın için, duygusal boyutuyla olduğu kadar hormonal değişikliklerle de son derece özel bir dönemdir. Anne adayı, bu dönemde eşi tarafından desteklenmeyi de bekler ve bu da son derece doğaldır.

Ancak unutmamamız gereken, bu dönemin anne açısından olduğu gibi baba açısından da son derece önemli olduğudur. Baba adayı da, hem madde hem de manevi olarak yeni bir sorumluluk dönemine hazırlanmaktadır. Ayrıca “ikinci planda” kalma, aile düzeninin değişecek olması, eşiyle kendisine vakit ayırıp ayıramayacağıyla ilgili konular da kafasını kurcalayabilmektedir.

Doğum sonrasında (özellikle ilk üç ay) yeni rutinlerin oturtulması, özellikle aile büyüklerinin desteğiyle elden geldiğince iyi yönetilebilir. Bu süreçte anne artık doğum sonrası komplikasyonları atlatmıştır, emzirmeye devam etmektedir ya da emzirmeyle birlikte (sütün yeterliliğine göre) mama takviyesine başlamıştır.

Baba ise eşini elinden geldiğince desteklemektedir. Üçüncü ayın sonuna doğru işlerin biraz daha düzene girdiğinin farkındadır. Artık eşinden ilgi beklemeye ve eski düzenini özlemeye de başlamıştır.

  • Peki, anne bu dönemde, babayı yeterince desteklemekte midir?
  • Baba, “Bebek ağlayınca uyuyamıyorum, üstelik yarın da işe gideceğim” diyerek çoktan başka odaya taşınmış mıdır?
  • Ayrıca “Bebeğe bakmak annenin görevi” diyerek kendisini bu süreçten soyutlamış mıdır?
  • Ya da tam tersine baba olmayı abartarak anneye sürekli müdahale ve eleştiri mi yapmaktadır?
  • Aile büyüklerinin de tam kadro fikir verdiği bir durum söz konusuysa, durum anne için biraz yorucu ve karmaşık olmuş mudur?

Eğer bunlar geçerliyse, kritik eşiğin aşılması ve anne babanın eskiden beri “iki sevgili” olduğunu hatırlamasının zamanıdır!

Kendilerince haklı gerekçeleri olsa da anne ve babanın sadece bebeğe odaklanmaları, ikinci çocuk varsa annenin onu babaya bırakması, kendine özen göstermemesi, doğum sonrası duygusal iniş çıkışlarda destek almaması, eşine kırıcı hatta mesafeli davranması ise aile içi kırgınlıklara,  kardeş kıskançlıklarına ya da babanın kendini dışlanmış ve ikinci plana atılmış hissetmesine neden olacaktır.

Bu tip duygusal ve fiziksel mesafeler giderek eşler arasındaki bağı zayıflatabilir ya da en azından duygusal tepki olarak babanın eviyle ve ailesiyle ilgilenme tarzında değişikliklere neden olabilir. Böyle durumlarda aile büyüklerinden yardım isteyerek, eşlerin arada baş başa kalması, dinlenmesi ve eski keyifli günleri hatırlaması gereklidir.

Eşlerin birbirimize vakit ayırması, fiziksel ve duygusal ihtiyacıdır. Yeniden beraber olmak her iki  tarafa da çok iyi gelecek, duygusal ve fizyolojik düzen yerine oturacağından gerginlikler azalacak, daha mutlu ve zorluklara dayanabilecek verimli bireyler olma yönünde motivasyon artacaktır.

“Sevgili” olduklarını unutmayan, hem kendilerine hem de birbirlerine anlamlı vakit ayıran, zaman yaratmaya çalışan eşlerin, bebekleriyle birlikte oldukları anların verimi de çok farklı olacaktır. Keyifle ve sevgiyle ilgilenildiğini hissetmek bebeği de rahatlatacaktır.

Ayşim İncesulu – Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Psikolojik Danışman Rehber

 

 

 

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı