Otizmli çocuğunuza günlük yaşam alışkanlıklarını nasıl kazandırabilirsiniz?

 

“Otizmli oğlum maalesef hiç konuşamıyordu ve ne söylendiğini de anlamıyordu. Ben özellikle günlük yaşam becerilerini öğrenebilmesi konusunda yaşadığımız ve yaptığımız bazı etkinlikleri anlatmak istiyorum…”  Nuh’un Gemisi Çocuk Terapi ve Aile Danışmanlığı Merkezi Kurucusu Mine Nişlioğlu, kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdı.

Günümüzün çok önemli sorunlarından biri olan otizmle, oğlum çok küçük yaştayken tanışmış olan bir anneyim. Geç bir yaşta sahip olduğum dünyalar güzeli oğlumun otizmin pençesinde olduğunu öğrendiğimde, Nuh henuz 18 aylıktı. Bugün 9 yaşında, ilkokul 3. sınıfa geçmiş durumda. Yaşadığım 7 yıl çok zordu. Neler yapılabilinir, “normal” gelişim gösteren bir çocuk gibi benim oğlum da bu hayatı nasıl yaşayabilir, nasıl eğitilmeli diye gerek yurt içinde gerekse yurt dışında neler yapabiliriz diye araştırıp durduk. Hep ümit ettik, her gittiğimiz yeri bir umut kapısı olarak görüp iki elimizle sarıldık.

Bazen büyük hayal kırıklıkları yaşadık, bazen bir arpa boyu yol alabildik. Ama şunu öğrendik ki, otizmli bir çocuğunuz varsa tek çıkar yol eğitim, eğitim, eğitim. Bilinçli, planlı ve programlanmış eğitim alan bu özel gereksinimli çocuklarımız verilen eğitimler neticesinde birçok akademik ve sosyal becerileri öğrenebiliyor. Bunların neticesinde oğlumun adını verdiğim bir özel eğitim merkezi kurdum.

En zorlanılan alan, günlük yaşam becerilerini kazandırmak

Ancak şimdi daha farklı bir konudan bahsetmek istiyorum. Evet, eğitim birçok konuda çocuklarımıza faydalı oluyor ama tamamen kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak bu süreçte en çok zorlandığımız alanın günlük yaşam becerilerini öğrenmesi olduğunu söyleyebilirim. En önemlisi benim oğlum maalesef hiç konuşamıyordu ve ne söylendiğini de anlamıyordu bile. Ben özellikle günlük yaşam becerilerini öğrenebilmesi konusunda yaşadığımız ve yaptığımız bazı etkinlikleri anlatmak istiyorum.

Yurt dışında özel gereksinimli olan bu çocuklarımıza haftada 25 saat eğitim veriliyor. Ne yazık ki ülkemizde böyle bir imkan yok. Bunu özel olarak yapmanıza da imkan yok, çünkü ödeyeceğiniz rakamlar inanılmaz boyutlara ulaşabiliyor. Dolayısıyla iş yine başa düşüyor ve evde, aile içinde yapılan eğitimler, oyunlar inanılmaz kapılar açıyor. Bizim hayatımızda böyle oldu.

Bol bol yürüdük, bu arada alfabeyi öğrendi

Oğlum inanılmaz derecede enerjik, hatta çok ama çok hareketli bir çocuktu. Bırakın bir şeylere konsantre olmayı, yerinde duramıyordu. Biz her gün yürüyüşe gitmeye başladık. Önce 15 dakikalık yürüyüşler yapıyorduk. Ama benim elimi dahi tutmak istemiyor, yürümek ve koşmak istiyordu. Bunun üzerine alfebeye başvurdum. Yol boyunca A,B,C diyerek yürüyüşlere başladık. Sesimin biraz yüksek çıkması gerekiyordu. Bu da yollarda pek iyi görünmüyordu. Küçük kartonlara harfleri büyük büyük yazdım. Önce ilk 3 harfle başladım. A diye bağırıp kartonu gösterince durup kartona bakıyordu.3 gün içinde ilk 3 harfi ezberledi. Artık kartonlara gerek yoktu ve elimi tutuyordu. A dedikten o da A diye bağırıyor, sonra ellerimizi çırpıyorduk. Hatta harfleri şarkı şeklinde söylemeye başladık. 15 gün içinde 15 harfi ezberledik.

Bu arada kartonları evin içinde bir sürü yere tutturdum. Evde de aynı egzersizleri yapıyorduk. 15 dakikalık yürüyüşlerimiz 30 dakikaya çıktı. Hele bunu akşam saat 7 – 7.30 gibi yapabilirsek, herhalde harcadığımız enerjiden olsa gerek, saat 8.30’da uykuya dalıp sabaha kadar uyuyordu. Alfebeyi bitirdiğimizde artık 50 dakika, ritimli bir şekilde yürür olduk.

Sıra sayılara gelmişti

Sonra aynı şekilde sayılara başladık. Doktor çocuğuma bir sakinleştirici vermemi söylemişti; bu sakinleştirici sayesinde uykuları da düzene girecekti. İnanın bana bu çalışma sonunda bizim bir ilaç kullanmamıza gerek kalmadı. Hala yürüyoruz. Artık bisiklete de biniyoruz hatta gayet güzel scooter kullanıyoruz. Bütün bunları bu şekilde başardık.

Ayakkabılarını kendi giymeye başladı

Yürümeyi, yürürken şarkılar söylemeyi o kadar çok sevmişti ki, akşam oldu mu kapıya gidip kendisi harfleri veya rakamları söylüyordu. Bu süreçte ayakkabıları getirdim. Bağcıkları olmayan, çekilip giyilebilen ayakkabılar almıştım. “Bu ayakkabıları giyersen dışarı çıkarız” dedim.  Önce göstererek ve yardımla ayakkabıları giydirdim. 2 gün sonra kendisi bana ayakkabılarını getirmeye başladı. Sonra “Giy çıkalım” dedim. Önce ters, arkasına basarak, birini giyip, birini eline alarak başladı. Tabii bu arada ağlamalar da oluyordu. Ama kararlı durdum,  ayakkabılarını giyerse dışarı çıkacağımızı anlayınca, işim daha da kolay oldu. Yaklaşık 1 haftada kendisi ayakkabılarını giymeye ve hatta ayakkabı dermişcesine bir kelime söylemeye başladı.

Artık kendi giyinebiliyor

5 yaşına gelmişti. Eğitimler sayesinde birçok şeyi öğreniyordu ama yaşıtları giysilerini seçebilirken, hatta ne giyip ne giymeyeceklerine kendileri karar verirken oğlum ne iç çamaşırları, ne pantolon, ne kazak… hiçbir şekilde anlamıyordu. Giydirirseniz giyiniyor, giydirmezseniz öyle olduğu gibi kalıyordu.  Önce çoraplarla başladım. Yürüyüşe çıkmadan 1 saat evvel çoraplarını çıkartıyordum. Evde çıplak ayak dolaşıyordu. Yürümek istediğinde ayakkabıları alıp geliyor ve giyiyordu. Bu sefer “Çorapları giymeden olmaz” dedim. Bunları eğitmenimizle konuştum. O da bana söylemek yerine göstermenin çok faydalı olabileceğini söyledi. Önce çorapları göstererek başladık ama farklı renkte çoraplar olunca şaşırmış gibi görünüyordu. Ben de renkli bir çorabın resmini çekip göstermeye başladım. Yine yardımla çorapları giymeye başladı. Tabii kavgalar, bağırmalar hala oluyordu. Ama kararlı durup bunu devamlı yapınca, 10 gün içinde çorapları da giymeye başladı.

Çorapları da halledince ben nasıl mutlu oldum anlatamam. Demek ki azimle, göstererek ve sonunda onun sevdiği bir şeyi yapara birçok şeyi başarabilecektik. En önemlisi de sonuç olarak ödül de yürüyüşe çıkmaktı. Hızlı hızlı yaptığımız bu yürüyüşler sayesinde asla kilolu bir çocuk olmadı. Oysa inanılmaz iştahı olan ve çok yemek yiyen bir çocuktu. Hep çok sağlıklı oldu. Şimdi okulda bile birçok çocuk hasta olsa dahi, benim oğlum hastalanmıyor.

“Yürüyüşe çıkmadan evvel giysilerimizi değiştireceğiz” demeye başladım. Yine kartonlara iç çamaşırı, pantolon ve kazak resimleri yapıştırdım. Bir çekmeceye iç çamaşırlarını, diğerine kazaklarını koydum. Pantolonu da astım. Kartonları çekmecelere yapıştırdım. Pantolon resmi olan kartonu da pantolona tutturdum. Yaklaşık 2 hafta sonra giymeye başladı. Hala ters olabiliyor, önü arkaya veya arkası öne gelebiliyor ama başarıyor. Okula giderken ne giyeceğini, gece yatarken pijamasını giymesi gerektiğini biliyor.

Sorulara da cevap verebiliyor

Tabii bu süreçte bizim harfler ve sayılar bitti. Bunun üzerine şarkılara başladık ve kendimiz bir şarkı oluştuduk. Şarkımız “Merhaba Nuh, merhaba Nuh” diye başlıyor sonra “Nasılsın, nasılsın, iyiyim, teşekkür ederim, sen nasılsın?” diye devam ediyor. Biz bunu çoğalttık; “Hangi okula gidiyorsun? Adın ne? Nerede yaşıyorsun?” gibi birçok farklı şey yaptık. Hem çok eğlendik hem de bugün benim oğluma “merhaba Nuh, nasılsın?” diye sorduklarında hiç tereddütsüz ve gayet anlaşılır şekilde “İyiyim, sen nasılsın?” diyebiliyor. Veya hangi okula gittiği veya oyun oynamak isteyip istemediği sorulduğunda cevap verebiliyor. Bu öğrendikleri daha fazla öğrenmesine, insanların söylediklerini tekrar edip ezberlemesine yol açtı. Bugün sular seller gibi konuşuyor dersem abartmış olurum ama her şeyi anlıyor ve soru sorulduğu zaman cevap verebiliyor. Azim ve ailecek kararlılık bize çok yol kat ettirdi.

Bence deneyin, mutlaka faydasını göreceksiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı