Otizmin yükselen ayak seslerine dur deyin!

Otizm çağımızın en büyük sıkıntılarından biri, son verilere göre her 68 çocuktan biri otizm gösteriyor ve bu oranın hızla artacağı öngörülüyor. Bu tabloya rağmen ne yazık ki Türkiye’de otizmli çocuklara yeterli eğitim verilemiyor. Bu noktada yine ailelere büyük sorumluluklar düşüyor. Ailelerin yapabileceği farklı uygulamalar sayesinde daha bağımsız çocuklar yetiştirebiliriz. Neler mi yapabiliriz?

  1. Çocukları sosyal çevreden soyutlamamalı ve insanlara otizmi öğretmeye çalışmalıyız

Çocuklarımızın kesinlikle sosyal çevreye girmeleri, kendi yaşıtlarıyla oyun oynayabilmeleri, “normal” çocuklar gibi yaşamaları gerekiyor. Çocuk her ne olursa olsun taklit ederek öğrenir.

Ancak toplum olarak hiç bilinçli olmadığımız için bu durum hayata geçemiyor. Örneğin otizmli oğlumu parka götürüyorum. Çocuğum bağırdığında veya sevinçle zıp zıp zıpladığında diğer anneler çocuklarını uzaklaştırıyorlar. Bu bakış açısını kırmamız lazım. İnsanlara otizmi bilmedikleri için kızmamalı, öğretmeye çalışmalıyız. Zaten başka çaremiz yok. Bir anne bile oturup dinlese, kendi çocuğuna “Bak kardeş ne kadar tatlı, senin dediklerini anlamıyor ama sen onunla oyna, çünkü zamanla anlayacaktır” dese kazancımız büyük olacaktır.

  1. Otizmli çocuğu olan diğer ailelerle görüşmeli ve çocuklarımızı bir araya getirmeliyiz

Artık sosyal medyada veya gittiğimiz rehabilitasyon veya terapi merkezlerinde diğer ailelerle bağlantı kurabiliyor, tanışabiliyoruz. Konuşmak bizim gibi ailelere çok iyi geliyor, dünyada yalnız olmadığımızı anlıyoruz. İkinci olarak da çocuklarımızı bir araya getirmek, oynamalarını ve paylaşmalarını sağlamak çok faydalı oluyor, birçok şeyi anlamaya ve öğrenmeye başlıyorlar.

  1. Eğitimi, hedefleri kapsayan bir program dahilinde sürdürmeliyiz

Özel gereksinimli çocuklara, mutlaka onlara özel bir program yapılmalı ve bu program dahilinde çalışılmalı. Bu program mutlaka terapi merkezinden istenmeli ve takip edilmeli. Çalışmaların nasıl yapıldığı izlenmeli ve mutlaka evde de tekrarlanmalı. Plana bağlanmayan, programsız ve tekrarsız hiçbir eğitim yürümüyor. Bunun dışında farklı bir öğretme metoduyla çocuğunuzun öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Her çocuk mutlaka öğrenir ama öğrenme şekilleri farklı olabilir.

  1. Gölge öğretmenle çalışmalıyız

Çalışıyorsanız ve özel gereksinimli çocuğunuz için bakıcı tutmanız gerekiyorsa, lütfen işe alacağınız kişinin gölge öğretmen olmasına özen gösterin. Hiç değilse bakıcınızın bir rehabilitasyon veya terapi merkezinde en az bir ay eğitim görmesini sağlayın. Gölge öğretmen çocuğunuzla terapi seansına girmeli, izin verilmiyorsa seanstan sonra terapistle görüşerek dersteki uygulamaların nasıl yapıldığını öğrenmeli. Mümkünse seans videoya çekilmeli. Çünkü çocuğun terapide öğrendiklerini evde en az 20 kere tekrarlaması lazım, yoksa terapinin hiçbir anlamı kalmaz. Gölge öğretmen, çocuğunuz okula başladığında da onunla birlikte derse girmeli, artık bu uygulamaya izin veriliyor.

Mine Nişlioğlu – Nuh’un Gemisi Çocuk Terapi ve Aile Danışmanlığı Kurucusu

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı