Otizm tanısı konulan çocukların sayısı niye artıyor dersiniz?

Otizm tanısı konulan çocukların sayısı hızla artıyor. Bu artışın sebepleri arasında bakıcı faktörünün ve çocukların çok küçük yaşlardan itibaren tablet, televizyon, telefon üçlüsüne emanet edilmesinin önemli bir rolü olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Aileler, çevrenin baskısı ve yoğun iş temposuyla nedeniyle çocukların yürümeye veya konuşmaya geç başlamasını es geçebiliyorlar. Birçok aileden “Aman ne olacak, falanın çocuğu da geç konuştu veya geç yürümeye başladı” tarzında cümleleri sürekli işitiyoruz. Çocukların beton binaların arasında sıkışıp kalması, oyun oynayacak yeterli alan bulamaması, yaşıtlarından uzak tek başlarına oyun oynama çabası onları motor, duyusal, fiziksel ve sosyal gelişimin birçok aşamasından mahrum bırakıyor.

Bu durumu iş yaparken, yemek yedirirken veya biraz nefes almak için çocukları tablet, telefon ve televizyonla oyalama durumu da katbekat artırıyor. Aynı şekilde çocukları eğitimsiz bakıcılara emanet etmek de öyle.

Anne ve babanın çocuklarıyla oyun oynaması çok önemli

Çocuklar fiziksel gelişimlerinin büyük bölümünü anne ve babalarıyla oynadıkları oyunlar ve yaptıkları aktiviteler sırasında tamamlar. Bir babanın çocuğuyla birlikte kirlendiğini, onunla yorulup uyuya kaldığını hayal edin. Babayla oynanılan oyunlar çocuğa fiziksel olarak katkı sağlayıp ona özgüven olarak dönüş yapar. Anneyle yapılan aktiviteler de çocuktaki bilişsel gelişimi artırıp çocuğun çevreye bakış açısını, olan biteni anlamlandırma ve yorum kabiliyetini arttırır. Bir erkek çocuğunun babasıyla birlikte güç gerektiren aktiviteleri yapması veya bir kız çocuğunun yemek yaparken annesine yardım etmesi sosyal ve duyusal gelişim açısından olmazsa olmazdır.

Ama ne yazık ki çocuklar günümüzde bu durumdan epeyce uzaktalar. Tablet, telefon ve televizyondaki çizgi filmlere veya YouTube kanallarındaki çocuk programlarına hapsolmuş vaziyetteler. Bu durum çocukları çevrede olup bitenlere karşı daha da duyarsızlaştırıyor. Özellikle 0-2 yaş arasında teknolojiye ve yetersiz bakıcılara emanet bırakılmak, çocukları içinden çıkılması zor bir döngüye sokuyor. Bunun sonucunda yaşları ilerledikçe kreş ve anaokulu gibi ortamlarda sosyalleşemeyen, arkadaşlarını izlediği kahramanlar veya karakterle kıyaslayan, birçok oyunun nasıl oynandığına dair fikri olmayan, çevresinde olan bitenden habersiz,  eksik çocuklar yetiştiriyoruz. Bunun da farkında değiliz.

Faruk Çalışkan – Fizyoterapist & Duyu Bütünleme Terapisti

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı