1

Okul kaygısı nedir?

Okula başlama, gerek okul öncesi dönemde gerekse ilköğretime başlama sürecinde olsun, çocuklar ve aileler için hassas bir dönemdir.

Anne babalar açisindan;

Okula başlama çocuklar kadar anne babalar açısından da  zorlu bir dönemdir. Kendi çocukluk anılarından taşıdıkları duygular,  ilk çocukları ise ne yapacaklarından, nasıl  davranacaklarından emin olamama, çevrelerinden duydukları olumsuz hikayeler nedeniyle geliştirdikleri önyargılar  gerginlik yaratabilir.

Öte yandan  çocuğu ile bağımlı bir ilişki geliştirmiş, kendini çocuğuna adamiş, her seyi çocuğu için hazır hale getiren  annelerin de çocuklarından ayrı kalma sürecine  adapte olmaları gerekir.  Kim onun gibi çocuğu ile ilgilenebilir? Ya terlerse? Ya tuvaletini halledemezse ?  Ya arkadaşları kötü davranırsa? Ben onsuz ne bütün gün yapacağım?

Bu aşamada İyi anne baba olmanın tarifini de gözden geçirmek gerekebilir.  Rahat etmesi ya da iyi bakılması adına yapılan bazı tutum ve davranışlar çocuğun gelişimini bloke ettiği gibi , “yapabiliyorum başarabiliyorum” duygusuna da  ket vurabilir..  Her şeyde yardım etme, onun yerine yapma, her an elinden tutuma , kucakta taşıma, düşersin, elini kesersin,  kirlenirsin  mesajları,  çocuğunuza  “sen yapamazsın” “bensiz olmaz” mesajlarını taşır ve özgüven eksiliğine  yol açar.

İşte bu nedenle  çocuğumuzun uyumlu,  bulunduğu çevreyi okuyabilen,  özgüveni yüksek ve problem çözebilen  bireyler  olabilmeleri, yeni girdikleri ortamlara uyum sağlayabilmeleri ve  potansiyellerini ortaya koymaları için onlara  verilen mesajlar, özellikle  2-6 yaş döneminde çok ama çok önemlidir.

Yaş özelliklerine göre, deneme yanılma metoduyla  üzerine düşenleri  yapabilmesine ortam sağlamak; yemek yeme,  giyinme soyunma, temizlik, oyun ve arkadaş gruplarına girebilmesi, duygularını ifade edebilmesi gibi basit  sorumlulukları yerine getirmesini sağlamak, olumlu benlik kavramını geliştirmesi ve yeni olay ve ortamlara uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır.

Gidilen  kalabalık bir doğum günü partisinde, seyahatlerde ve tabii ki “okul ortamlarında”  çocuğun hissettiği kaygının altında genelde hep bu kritik dönemde edinilen tutum,  davranis ve duygular yatar.

Çocuk açısından;

Evin güvenilir, sevecen ve tanıdık ortamından  sonra, çok daha büyük, daha kalabalık, herkesin ve her şeyin  yeni olduğu ve  yanında “ annesi ” olmadan  başarması gereken bir ortama girmek kaygı yaratır.

“Ben yanımda güvenebileceğim birisi olmadan  ne yaparım” duygusu ağır basar.  Ya evimi bulamazsam, servisi kaçırırsam, arkadaslarım bana kötü davranır mı? Tuvalette bana kim yardım eder?  Öğretmenimin istediklerini başaramazsam?  Bu liste uzar gider

Hele evde yeni doğmuş bir kardeş var ise, annesinin onu okula bırakıp kardeşiyle vakit geçireceğini de düşünmeden edemez.  Anne baba ayrılıklarının ya da ev ve sehir değişikliklerinin de aynı döneme denk gelmesi çocuk için travmatik olabilir.

Çocuk bütün bu yenilikleri aynı anda tolere etmesi  çok zor olacağından kaygısı  artacak ve bunu kaçınılmaz olarak yeni başladığı okul ortamına yansıtacaktır.

Nasıl yaklaşalım?

Öncelikle okula başlama zamanı yaklaşırken  çocuğunuzla  gideceği okulu gidip önceden görmek, okula giden çocukları izlemesini , çevresinde okula giden arkadaşları ya da abi /ablasını gözlemlemesini sağlamak, ilgili sohbetler  yapmak,  okul alışverişini beraber organize etmek  çok rahatlatıcı bir ön çalışma olur.

Ayrıca kaygılarına yönelik sohbetler yapmak, onun duygusunu anladığınızı hissettirmek, duyduğu  kaygı ve korkunun bizim için aslında geliştirici bir durum olduğunu, onu daha becerikli daha kendine yeter hale gelmesi için ortam hazırlayacağını anlatmak yararlıdır.

Açık uçlu sorular ile,  yanında olmayacağınız için öğretmeninden hangi konularda yardım isteyebileceğini,  hangilerini  kendisinin halletmesi gerektiğini ortaya koyar, bunlarla ilgili örneğin tuvalete girmek, ayakkabisini bağlamak gibi, küçük antremanlar yapabilirsiniz.

Özgüveni yerleşmiş çocuklar  bu yeni ortama,  yapılan bu ön çalışmalar ile çok daha çabuk adapte olacaklardır. Karşılastıkları porblemleri halledebildiklerini görmek,  onları rahatlatacak ve  bir müddet sonra arkadaşlarını ev ortamına tercih eden, sosyal olarak program yapmak isteyen bireyler  haline geleceklerdir.

Kaygı düzeyleri yüksek çocuklarımız için okula devam etme süresi az tutularak örneğin  1-2 saatten başlatılarak, okulun rehberlik servisi ve sınıf öğretmeni ile işbirliği içinde süreci yönetmelidir. Anne /babanın  bu sürede okulda kalarak onu beklemesi, okul rutinini oturtana kadar önemlidir.

Ağlama, bağımlı tutum ve davranışlar gözlenerek ne kadarının kaygıya yönelik ne kadarının anne babayı “kullanma” metodu olduğunu ayrıştırmak da yine anne /baba ve okul uzmanlarına düşecektir.

Burada kritik davraniş, ailenin okula ve okul yönetimine duyduğu güvendir. İşbirliği ve tutarlı davranışlar sorunu çözecektir.

Ne kadar dayanmalı?

Eğer çocuğun şanssız bir şekilde,  okulun ilk günlerinde öğretmeni  ve okul yaklaşımı ile negatif bir yaşantısı olup bunu genelliyor ise yine okul rehberlik servisi ve aile işbirliği ile çözüme yönelik yaklaşımlara 1 ay kadar devam edilebilir.

Ama eğer hiç sınıfa girmiyor, her türlü aktivite ve oyunu ret ediyor,  2 hafta boyunca ağlama atakları ile bu tutumunu sürdürüyor ise ısrar etmek fayda sağlamaz. Çocuk okula duygusal ve psikolojik olarak hazır değildir. Bu aşamada çocuk hazır hissedene kadar  çocuk terapi merkezlerinden destek almak, okul olgunluğunu ve özgüveni pekiştirici çalışmalar yapmak daha sağlıklı olacaktır.

Ayşim İncesulu / Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı & Psikolojik Danışman Rehber

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı