Çocukların Facebook kullanımlarının artıları ve eksileri

Sosyal ağlar, kullanıcıların arkadaşlarıyla bireysel düzeyde, belirli gruplarla ve kamuya açık bir şekilde etkileşime girmelerini sağlar. Halen en popüler sosyal ağlardan biri Facebook’tur. Facebook’a kayıt olup bir profil oluşturmak için asgari yaş şartı 13’tür, ancak bu sık sık ihlal edilebilir ve bir çok çocuk kendi Facebook sayfalarını daha erken bir yaşta açmaktadır. Facebook’un kullanımı böyle kabul görmüş ve kabul edilmiş gibi duruyor. Çoğu ebeveyn eğer çocukları Facebook sahnesinin bir parçası değilse toplumsal bir dışlanma yaşayacaklarını düşünüyor. Çocuklar genellikle Facebook’un Internet’in hemen hemen tüm potansiyel avantajlarının bulunduğu, korunan bir çevre olduğuna inanıyorlar. Orada, yetişkinlerin, özellikle de ebeveynlerinin müdahalesi olmaksızın, üzerinde tam kontrole sahip oldukları kendi özel bölgelerinin keyfini çıkarıyorlar. Üstelik, dünyanın kendileri hakkında ne öğrendiklerini kontrol edebildiklerini hissediyorlar, örneğin hangi güzel fotoğraflarının yükleneceğini ve hangi kişisel haberlerinin paylaşılabileceğini seçebiliyorlar. Sosyal paylaşım faaliyetleri hızlı ve kolaydır; arkadaşlarına her nerede olursa olsun bağlı kalırlar bu sebeple sosyal paylaşım güçlendirici bir his verir.

Birçok genç Facebook’ta uzun süre vakit harcıyor ve orada karşılaştıklarının kendi imajının ve benlik saygısının büyük kısmını belirlemesi pek de şaşırtıcı değil (Valkenburg, Peter, & Schouten, 2006). Facebook’ta herhangi bir içerik koyan herkes, dünyanın onun için ne düşündüğünü bildiğini merak eder. Olumlu geri bildirim almak için, özellikle gençler arasında stratejiler geliştirildi (Ong ve ark., 2011). Bunlar, çekici fotoğraflar ekleme, mesajların kısa tutulması, mesajların bir soru ile bitmesi, arkadaşlarının genellikle çevrimiçi olduğu zamanlarda bir durum yayınlanması  gibi taktikleri içerir. Eğer “Ne düşünüyorsun?” kısmına yazılan yeni bir durum yeterince beğeni veya yorum olmazsa, onu da kaldırabilirler. Facebook deneyiminin bir diğer çok ilginç bileşeni, dünyanın merkezinin siz olduğuna inanmaktır. Bir şeyler yazıp hemen “Vay”, “Harika” veya “Çok güzel çıkmışsın” şeklinde geri bildirimler alırsın. Bu his, insanları çocukluklarına, aslında tüm dünyanın onların etrafında döndüğüne inandıkları bebeklik dönemine döndürür. Facebook’ta, gençler kişisel deneyimleri hakkında yazdıklarında, “dünya” hemen tepki verir. Narsizmi teşvik etme ihtimali çok yüksek olduğu için, gençlerin bu derece kendine odaklanmaları endişe vericidir (Mehdizadeh, 2010).

Çoğu Facebook kullanıcısı için, deneyimin ayrılmaz bir parçası, başkalarının profillerini inceleyerek, profillerini kendi profilleriyle karşılaştırarak karşılaştırmaktır. Bu faaliyet, yaşam memnuniyeti duygularında bir gerilemeye neden olabilir (Krasnova ve ark., 2013). Gençler, arkadaşlarının da kendi PR faaliyetleriyle meşgul olduklarını sıklıkla unuttukları ya da farketmedikleri için, sundukları görüntüler hayatlarının veya mutluluk derecelerinin gerçek bir yansıması değildir. Facebook’ta neredeyse her şey, özellikle sosyal zorluk çeken gençlerin arkadaşlığa çarpık algılamalar yaratmasına neden olacak sayılara (beğeniler, yorumlar, arkadaşlar vb.) çevirir. Gerçek dostluğun kalitesini ve ona yatırım yapmanın önemini anlamayabilirler ve bunun yerine niceliksel bir tanım yaratırlar; burada arkadaşlıklar puanlara eş değerdir.

Kaynakça; Psychology Today

Kaynakçadan çeviren ve uyarlayan: Uzman Gelişim Psikoloğu Hazal Çelik

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı