1aile

Çocuklara travmatik olaylar nasıl anlatılmalıdır?  

Siyasi olaylar, doğal afetler, terör eylemleri, savaşlar insanlarda travmalar yaratabilecek durumlardır. Yetişkinleri bile olumsuz etkileyen bu olaylar, çocuklar için hem anlaması güç hem de yarattığı duygularla baş etmesi oldukça zor durumlara yol açabilir. Aileler çocuklarını nasıl korumalılar? Olanlardan nasıl bahsetmeliler? Çocuklarının en sağlıklı şekilde bu süreçleri atlatabilmeleri için ne gibi yollara başvurmalılar?

Öncelikle en önemli unsur, yaşı kaç olursa olsun çocukları görüntülerden ve haber bültenlerinde verilen o kalabalık detaylardan uzak tutmak. Bu süreçte televizyon dışında, çocukların ulaşabilecekleri telefon ve tablet gibi cihazlarla nasıl vakit geçirdikleri kontrol edilmeli. İnternet ortamında karşılarına çıkabilecek herhangi bir görsele maruz kalmamaları için önlem almak şart.

Bunun dışında yetişkin kendi kaygı durumunu da kontrol ederek çocuğun olduğu ortamlarda sürekli olaylardan bahsetmekten, endişelerinden söz etmekten kaçınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, çocuklar söylenenleri anlamasalar dahi sezgileri kuvvetli olup, sizin duygularınızı kolaylıkla algılayabilirler. Çocukların düşünce ve tepkileri en çok ailenin davranışlarından etkilenerek oluşur.

Nelere dikkat edilmeli?

Çocuklarınızı gözlemleyin…

Dile getirilemeyen duygular, çocuklarda farklı yollarla yansıyabilir. Genellikle psiko-somatik ve davranışsal problemler ortaya çıkar. Bunlar ağlamalar, sızlanmalar, yatağa çişini yapma, karın ağrısı, mide ağrısı, baş ağrısı, yeme bozuklukları (iştahsızlık veya aşırı yemek yeme),  parmak emme, yetişkinden ayrılmakta güçlük, korkularda artış, uyku bozuklukları, sinir, öfke, hareketlilik ve benzeri durumlardır. Ergenliğe doğru ve ergenlikte ise yine yeme ve uyku bozuklukları görülebilir. Ayrıca hırçınlık, içine kapanıklık, suskunluk, yalnız kalmaya yönelik davranışlar, ani duygu değişimleride ortaya çıkabilir.

Çocuğunuzun ne kadar etkilendiğini bilmek onunla gerçekleşecek konuşmanıza yön verecektir. Bu davranışları gözlemlediğiniz takdirde panik yapmadan, eleştirmeden, çocuğunuzla daha fazla vakit geçirmek için fırsatlar yaratın.  Bunun dışında, çocuklarınızın meşguliyet durumunu arttırmak için etkinlikleri çeşitlendirin ve gergin ortamlardan uzaklaşmasını sağlayın.

Nasıl davranılmalı?

Sorulara cevap verin ve soru sormaya teşvik edin…

Çocuğun sorduğu sorulardan yola çıkılmalı mutlaka… Hiçbir soru geçiştirilmemeli ve mutlaka uygun bir cevap verilmeli. Soruyu geçiştirmek çocuğun duyduğu, gördüğü ve hissettiklerini yanlış bir biçime sokması / bir tabloya yerleştirme riskini taşır. Ayrıca çocuk hayal gücünü de katarak durumun daha da trajik bir hal almasına ve daha fazla kaygı verici olmasına sebep olur. Çocuk soru sormuyorsa sormaya teşvik edilmelidir. “Bir kaç gündür bir şeyler oluyor, sen neler düşünüyorsun bu konu hakkında?”, “Neler duydun?”, “Ne biliyorsun son günlerde olanlar hakkında?”, “Bana sormak istediklerin var mı bu konuda?” gibi sorularla çocukla iletişime geçebilirsiniz.

Çocukların  duygularını nasıl anlamalıyız?

Duyguları anlayın ve hissedilenler hakkında konuşun…

Olaylar anlatılırken konuşma en çok çocuğun duyguları etrafında dönmeli. Herhangi bir soru cevap paylaşımı yapmadan, çocuğun duygularını öğrenmeye çalışılmalıdır. “Neler hissediyorsun?”, “Bu olanlar seni de meraklandırıyor mu?” gibi sorular, hem çocuğun bu duruma karşı yalnız olmadığı hem de herkesin kaygılanabileceği mesajını verir. Eğer ifade etmekte güçlük çeken bir çocuk ise, yetişkinin de kendi duygularını paylaşması faydalı olabilir: “Son zamanlarda olanlar beni çok endişelendirdi ve çok üzdü, sen neler hissettin?” Çocuk duygularını paylaşınca ise, onaylayıcı bir cevap vermek çok önemlidir.”Evet seni anlıyorum, ben de korkuyorum/ben de merak ediyorum. » Olayı ne çok abartarak ne de hafifleterek doğruyu paylaşmak gerekir. Genellikle ebeveynler şöyle bir hataya düşer: çocuk korkusunu, endişesini paylaşır paylaşmaz, olayı hafifletmeye ve basitleştirmeye çalışırlar, ancak bu hem çocuğun o anki olumsuz da olsa duygularına ket vurmasına, ifadelerini kısıtlamasına hem de olanlar karşısında kendini yalnız hissetmesine yol açar. Duygu paylaşımı samimi geçmelidir.

Nasıl anlatılmalı?

Anlatımlar, çocuğun duygu ve kaygı durumuna göre verilmeli ve cevapların düzeyi yaşına göre uyarlanmalıdır. Basit bir dille anlatmak gerekir, ancak olayı tüm kompleksliğiyle aktarabilmek de önemlidir. Çocuğun kafasında ki tüm sorular cevap bulmalıdır. Bu süreç için birkaç kez konuyu tekrar açıp çocuğunuzla konuşmanız gerekebilir. Anne ve baba olarak çocuğun aklına düşen her soru için müsait olduğunuzu, konuşmaya hazır olduğunuzu göstermelisiniz. Anlatımın şekli ve içeriği çocuğun yaşına göre değişkenlik gösterir. Genel olarak ise ifadeler çocuğun yaşına uygun olmalıdır ve zor kelime seçimlerinden kaçınılmalıdır (bu olayı daha da trajik bir hale getirebilir). Bir başka nokta ise şudur : olaylar karşısında çocukların merak ettikleri unsurlar çeşitli olabilir ve bilginizi aşabilir. Bu gibi durumlarda “Bilmiyorum” cevabını verebilir, çocuğa karşı hem dürüst olup hem de yetişkinlerinde tüm cevaplara hakim olmadığını gösterebilirsiniz “Şu an ben de bilemiyorum, ama yeni bir şey öğrendiğim anda sana da bildireceğim” diyerek çocuk yatıştırılabilir.

Çocuklarla nasıl konuşulmalı?

Her yaş için farklı yollar izleyin…

  • 3-6 yaş çocuklar, “Neden?” ile başlayan soru kalıpları kullanabilirler. Bir terör saldırısı sonucunda, “Neden böyle yapmışlar?” diye sorabilir. Ancak henüz ölüm kavramının kalıcılığına hakim olmayan bir çocuğa, detaylı  bir açıklama yapmaya gerek yoktur. “Bazı insanlar çok kızınca, konuşmak yerine hoş olmayan şeyler yaparlar” diye ifade edebilirsiniz. Ancak ,”Kötü insan” tanımını kullanmaktan kaçınılmalıdır, çünkü o terimler bambaşka ve daha kaygı verici sorulara ve duygu durumlarına yol açabilir: Örn ; “Kötü insan kimdir?”, “Kötü insanlar bana da zarar verir mi?” gibi. Bu yaş grubundaki çocuklarla sohbet sırasında oyun oynanabilir ve resim yaptırılabilir. Oyunlar aracılığıyla çocuk rahatlar ve ifadeleri akıcı bir hal alabilir. Aklını kurcalayan sorulara yanıt bulduğunda ise oyununa devam edebilir. Son olarak bu yaştaki çocukların daha egosantrik olduklarını düşünürsek, kaygıları kendileri ve ebeveynleri etrafında döner. Bu nedenle çocuğa, ne ona ne de ailedeki kimseye zarar gelmeyeceğini ve güvende olduklarını söylemek işe yarayacaktır.
  • 7-10 yaş arasındaki çocuklarla ise olayları daha kapsamlı konuşabilir, yine duygulara odaklanabilirsiniz. “Son zamanlarda herkesi çok endişelendiren ve derinden üzen olaylar oldu.” Oyun oynamak ve resim yapmak çocuğun duygularını daha açık şekilde ifade etmesini sağlar. Bu yaş grubu ile soyut kavramlardan uzak durup, olayların sıralamasını ve muhtemel nedenlerini aktarabilirsiniz : Örn ; bir doğal afet için bilimsel nedenler basitleştirilerek anlatılabilir veya bir terör saldırısı için insanların eylemi yapmalarındaki nedenler kolay bir dille anlatılabilir ve alternatifler sunulabilir: “Keşke insanlara zarar vermeden çözüm bulsalardı”, “Hayatını kaybedenler için çok üzgünüm” diyerek de duygu paylaşımında bulunulabilir. Bu yaşta kaygılar yakın çevresi için oluşur ve ebeveynlerin tüm herkesin güvende olduğunu, tekrarlanmaması için önlemler alındığını söylemesi çocuğu rahatlatacaktır.
  • Ergenlik öncesi ve ergenler için farklı yollar izlenebilir. Farkındalık düzeyleri daha yüksek olduğu için olayların üzerinden özet geçerek tartışma konusu bile yaratılabilir. “Neden bu insanlar bu şekilde davranıyor olabilirler?”, “Nasıl çözümlenebilir?” gibi soru-cevap oturumu yapılabilir. Bu grup ise kendi adına ve geleceği için kaygı duyabilir ve aileden bu süreçlerin geçici olduğunu duymak onları rahatlatabilir.

Funda Korkusuz Poyraz –  Uzman Klinik Psikolog & Aile Danışmanı

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı