Çocuk gelişiminde önemli bir eşik: Zihin Kuramı yetisi

Zihin Kuramı; anlamak, anlatmak, öngörmek ve hatta başkalarını manipüle edebilmek için gerekli bir yetidir. Başkalarının ne düşündüğü, ne hissettiği veya neye inandığı ile ilgili fikir yürütebilmek, onların gelecekte olan ve bizlere karşı sergileyebilecekleri davranışları öngörmemizi sağlar. Normal gelişim gösteren çocuklar için Zihin Kuramı yetisini kazanma, geçilmesi gereken en önemli eşiktir.

 

Zihin Kuramı nedir?

Zihin Kuramı yetisi, etrafımızdaki bireylere ve kendimize zihinsel durum (düşünce, inanç, duygu, istek, niyet vs) yükleme kapasitemizdir. Zihin Kuramı davranışlarını sergilemek, doğal (insani) ve güçlükle açıklanabilecek davranışları yorumlayabildiğimiz anlamına gelir. Sosyal becerilerin normal düzeyde gelişmesi adına en temel ve en gerekli adımdır. Bireylere ve durumlara karşı uyarlanmış bir iletişim kurabilmek adına, kişinin kendisinden farklı olan zihinsel durumları kavrayabilmesi gerekmektedir. Zihin Kuramı; anlamak, anlatmak, öngörmek ve hatta başkalarını manipüle edebilmek (ikna etme, yalan söyleme, bir konuya yönlendirme veya konuyla ilgili düşündürme vs) için gerekli bir yetidir. Başkalarının ne düşündüğü, ne hissettiği veya neye inandığı ile ilgili fikir yürütebilmek, onların gelecekte olan ve bizlere karşı sergileyebilecekleri davranışları öngörmemizi sağlar. Normal gelişim gösteren çocuklar için Zihin Kuramı yetisini kazanma, geçilmesi gereken en önemli eşiktir.

Normal gelişim gösteren çocuklarda Zihin Kuramı’nın gelişimi

Normal gelişim gösteren çocuklarda Zihin Kuramı, etrafındaki bireylerin;

  • Farklı istek ve inançlara sahip olduğunu anlayabilme yeteneği,
  • Gelişimi sırasında adım adım öğrendiği zihinsel durumlar,
  • Benmerkezcilikten ayrılabilme,
  • Etrafında olanları tanımlayabilmesi ile gerçekleşir.

Bebek başlarda, farklı bilişsel ve duygusal bakış açılarının olabileceğinin henüz farkında değildir. Bu farkındalık uzun süren bir gelişim süreciyle oluşmaktadır. Buna rağmen çocuğun erken yaşlarda ufak tefek niyet anlama eğilimleri de vardır.

Bebeğin ilk kişilerarası ilişkileri

  • Sosyal durumlara karşı ilk tepkileri: Yeni doğanlar insan yüzlerine ve hareketlerine karşı doğal bir ilgi geliştirmektedirler. İlk aylardan itibaren insan yüzlerini tercih edebilmekte ve yüzleri/sesleri ayırt edebilmektedirler. İlk yaşın ortalarına doğru neşeli bir sesi, mutlu bir yüz ifadesini ve duydukları sesleri ebeveynlerinin yüzleriyle eşleyebilmektedirler. Duyguları tanıma becerisi ise 18. ayda görülmektedir. Tam bu aylarda da bir nesneyi bir kişiden ayrıt edebilmektedirler. Nesneleri taklit etmek yerine insani olan davranışları sosyal bir anlam taşıdığı için taklit etmektedirler. Nesneleri tanımak için elleri veya ağızlarıyla keşfetmeye çalışırlar, kişileri tanımak için onları taklit ederler. Diğer taraftan bebek, modeli olarak gördüğü kişinin duygu durumlarını (yüz ifadelerini) taklit etmektedir.
  • Diğer kişilere karşı ilk niyet anlama davranışları: İlk aylarında bebek, nesne/kişi ayrımını yaptıktan sonra, nesneler ve kişiler arasındaki psikolojik ilişkiyi ve kişiler arasında olan ilişkileri öğrenmektedir. Bunun adına “niyet anlama” denilebilir. Bu beceri; düşündüğümüzde, adlandırdığımızda, istekte bulunduğumuzda, bir şeye karşı endişe ettiğimizde (vs) şekillenmektedir. Bebek ise niyeti, isteğini göstermek adına işaret ettiği ve ortak dikkat becerilerini sergilediği anlarda algılamaktadır. 18. ayındaki bebek; işaret etmeyi “kendi bakışı, işaret ettiği nokta ve yetişkinin çocuğa – nesneye bakışı ve ortak dikkat” üçgeninde sergilemektedir. Sosyal etkileşimde en temel beceri, ortak dikkat becerisidir. Burada bebek, benmerkezciliğinden uzaklaşma kapasitesindedir.
  • Niyetlerin ilk yorumlanması: Bebeğin, etrafındaki kişilerin davranışlarına niyet yüklemesi, Zihin Kuramı’nda büyük bir etkendir. Çoğu araştırmacı, bu becerinin 1 ila 2 yaşları arasında geliştiğini düşünmektedir. Örneğin araştırmacılar; bir kancaya halka takma etkinliği yaparak, takma davranışını ya yarım bir şekilde ya da takma işlemini yapamıyormuş gibi çocuğa gösterirler ve bu testte 18 aylık olan bebekler, niyeti anlayıp halkayı takmaya yardımcı olmaktadırlar.

Bebeğin kendi düşüncelerini keşfi

  • İlk sembolik-temsili davranışlar: Bu davranışlar, “gibi yapma” kapasitesini sergilemek için, ayrıca zihinsel görüntü oluşturmak gerekir. Bir çocuk bir küçük kutuyla arabaymış gibi oynuyorsa, bunu yaparken zihninde araba görüntüsünü oluşturmalıdır. 2 yaşında olan bir çocuk “gibi yapma”nın bir zihinsel aktivite olduğunu anlamaktadır. “Gibi yapma” kapasitesi 18 ay ve 3 yaş arasında daha da gelişmiş hale gelir. Örneğin; çocuk, bebeğine su içiriyormuş gibi yaparken, yetişkin bardağa bir çikolata düşürür ve çocuk çikolatanın ıslandığını öne sürer.
  • Üretilen ve anlaşılabilen ilk zihinsel durumlar: Araştırmalar 18 aylık olan bebeklerin, etraflarındaki bireylerin isteklerini tahmin edebildiklerini gösterir. Yüz ifadeleriyle gösterilen durumu kavrayıp, kişinin isteğine yönelik davranışlar sergileyebilirler. Örneğin; istekli ve mutlu bir ifadeyle bakılan brokoli resmi ile isteksiz, tiksinmiş olarak bakılan bisküvi resmi bebeğe sunulur. Bebek yüz ifadesini, istenilen resimle eşler ve brokoli resmini yetişkine uzatır, kendi tercihi bisküvi olsa bile.

Diğer kişilerin farklı bakış açılarını göz önünde bulundurma

  • Nesne göstermek veya yönünü kişilere göre değiştirmek: Bebek yavaş yavaş nesnenin görsel algısının, kişilerin bulunduğu noktaya göre değişkenlik gösterebildiğini anlamaya başlar. 1 yaşında olan bir çocuk, resmini herkesin görmesi için yönlendirmeden düz bir şekilde bırakabilmektedir. 2 yaşında ise resmini düz tutarak yetişkinin bulunduğu konuma göre yönlendirebilmektedir.
  • Nesne saklama: Bu beceri mekansal becerilere yönelik gelişmektedir. Saklama veya saklambaç oyunları, genellikle 4-5 yaşlarında doğru ancak benimsenmiş olurlar. Daha küçük çocuklar ise gözlerini kapatarak veya kendilerini tam olarak saklamadan bu beceriyi gerçekleştirmiş olduklarını sanırlar. Bir diğer değişle saklanma kavramı, küçük çocuklar için henüz oluşmamıştır.

Kişilere istek yüklemesi

  • Bu beceri 2 yaş civarı görülmeye başlar. Çocukta istek/davranış ilişkisini kurma anlayışı 3 yaş civarında oluşur. Bu ilişkiyi kurabilme becerisi Zihin Kuramı’nda çok önemli bir noktadır. Bu aşamada çocuğun, kendini başkasının yerine koyabilmesi ve o kişiye kendi isteğinden farklı olan bir istek yüklemesi gerekir.

Kişilere inanç/düşünce yüklemesi

  • Farklı inanç/düşünceler: Çocuk inanç/davranış ilişkisini kurma becerisini geliştirmektedir. Kendi düşüncesinin, bir başkasının düşüncesiyle aynı olmadığını öğrenmektedir. 3 yaş itibariye çocuk, bir başka kişinin düşüncesiyle bağlı olan davranışını öngörebilir. Örneğin; bir oyuncağın A noktasında olduğunu düşünen kişi, B noktasına değil de, A noktasına yöneleceğini bilir.
  • Bilgi edinme: Başlarda doğru bir öğrenim kazanabilmesi için çocuğun beş duyusunu da kullanması gerekebilir. Burada Zihin Kuramı etkeni olarak çocuğun herhangi bir bilgiyi, gören kişinin bilgiyi bildiğini ve görmeyen bir kişinin bilgiyi bilmediğini anlaması gerekir. 3 yaşında olan çocuklar bildiklerini veya bilmediklerini ifade edebilmektedirler. 4 yaşından itibaren ise başkalarının bildiklerini veya bilmediklerini aktarabilmektedirler.
  • Yanlış inanç/düşünce: Bu beceri çocuğun izlediği iki farklı kişi arasında gerçekleşebilir. Bir karakter gelir ve çikolatasını masanın üzerine bırakır ve çıkar. Bir diğer karakter gelir ve masada bulunan çikolatayı alır, çekmecenin içine yerleştirir, çıkar. İlk gelen karakter yeniden oyuna girer. Burada yanlış inanç, ilk karakterin girdiği anda çikolatasını yeniden almak üzere masaya bakmasıdır, çünkü masada olduğunu düşünmektedir. 3 yaşında olan çocuklara, “ilk karakter geldiğinde, ilk nereye bakacak” sorusu sorulduğunda “çekmece” cevabı alınmaktadır. Doğru cevabı alabilmek için 4. yaşlarını beklemek gerekir.

Görünüm-gerçeklik kavramı:

  • Gerçeği nitelendirme: Çocuk, 3 yaşından itibaren gerçek olanı hayali olandan ayırabilmektedir. Düşünen, rüya gören, hatırlayan karakter resmi ve bisküvi yiyen veya bisiklet süren başka bir karakter resmi gösterilir ve “hangisi gerçek”, “hangisi düşünce veya hayal” soruları yöneltilince doğru yanıt verebilmektedir. Ayrıca olasılığı olmayan düşüncelerin (Örneğin; uçan bir köpek) zihinsel dünyayla ilgili olduğunu bilir.
  • Görünüm veya gerçek: Çocuğa taş görünümünde bir bulaşık süngeri gösterilir, ardından aslen ne olduğu aktarılır ve sorulur: “Ne olduğunu düşünmüştün?” (nesnenin zihinsel değişikliğini test etmek adına), “Başka bir çocuk ne olduğunu düşünür” (yanlış düşünce anlayışını test etmek adına), “:u nesne neye benziyor ve aslında ne?” (görünüm ve gerçekliğin oluşumunu test etmek adına)… Bütün bu zihinsel işlevleri, bizler yetişkin olarak deneyimimizden kaynaklı otomatik olarak cevaplayabiliriz. Ancak 3 ve 4 yaşında olan çocuklar bu sorulara yanıt vermekte güçlük çekebilirler. Bu kavramın oturması 5 yaşı bulabilir.

Düşünceyle ilgili olan fiil haznesinin gelişimi

  • Düşünmek, inanmak, bilmek, zannetmek (vs) fiillerinin kullanımı: Zihin Kuramı’nın tüm becerilerine paralel olarak gelişmektedir. Ancak 2 yaşında olan çocuklarda da ara ara duyulan bu fiiller, bu yaş grubunda henüz işlevsel şekilde bir zihin fiili anlamını taşımaz. Zihin fiilleri gerçek anlamlarını 5 yaş ve üzeri çocuklarda kazanırlar.

Zihin Kuramı’nın üst becerileri

  • Düşünce ve iç dil: Okul öncesi çocuklarda iç dil algısı olmadığı düşünülmektedir. Etraflarındaki diğer kişiler için de iç dilleri olabileceklerini henüz kavrayamamaktadırlar. Başkalarının kitap okurken, sayı sayarken veya alışveriş listesini hatırlamaya çalışırken kendileriyle konuşabileceklerini henüz bilmemektedirler. Ancak okumaya, saymaya veya yazı yazmaya başladıkları anda kendilerinin ve başkalarının da iç dili olabileceği algısına ulaşırlar.
  • Üst beceri inançları/düşünceleri: Bir kişinin düşüncelerine inandığına inanma becerisidir. Bu becerinin okul çağı çocuklarda başarılı bir şekilde gerçekleştiği görülmektedir.
  • Şaka yapma ve yalan: Bu iki becerinin anlam kazanımının okul çağı çocuklarında olduğu gözlemlenmiştir. İroni yapıldığını anlama becerisi ve mizah anlayışı ise, 8-10 yaşlarında fark edilmektedir.

Aysu Karaca – Uzman Nöropsikolog

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı
Notice: ob_end_flush(): failed to send buffer of zlib output compression (0) in /home/nuhunmerkezi/public_html/wp-includes/functions.php on line 3770