1mükemmel anne olma isteginizden vazgecin

Çalışan anneler suçluluk duygusuyla nasıl baş edebilir ?

Annelik hem içgüdüsel hem de çevremizden öğrendiğimiz davranışların birleşimidir. Çocukla geliştirilen olağanüstü ilişki hem sözlere hem davranışlara dayalıdır; bakışlar, okşamalar, kucaklamalar ilişkiyi çok özel kılar. Peki nasıl olacaktır da anne, bu ilişkiyi zedelemeden gün içinde çocuğundan uzaklaşabilecek, iş hayatına dönebilecek / devam ettirebilecek, suçluluk duygusuyla baş edebilecektir ?

Anneler genellikle işe başlamalarının çocukları için bir sakınca oluşturup oluşturmayacağını çevrelerinden öğrenmeye çalışır, başkalarının tecrübelerinden çıkarımlarda bulunurlar. Ancak her ilişkinin kendine göre farklı boyutları ve duygu durumları vardır. Sorunun yanıtı ise birçok faktöre dayalıdır. Annenin işi, yoğunluğu ve/veya esnekliği, konumu, annenin eğitim düzeyi, çocuğu ile geliştirdiği güven bağı, anne yokken bakacak olan kişinin özellikleri bu faktörlerden birkaç tanesidir.

Ayrıca her çalışan annenin geçtiği belli süreçler vardır: kararsızlık, karar aldıktan sonraki duygusallık, çocuğun bakımına dair planlar yapma ve işe başlama. Aile ve iş, toplum içerisinde bizlere kimlik kazandıran ve hayatımızın en büyük kısımlarını dolduran en temel iki etkinlik alanıdır; çalışan kadının durumunda ise bu iki alan çatışır.

İşe başlamadan önce neler yapılmalı?

Doğumdan sonraki ilk üç yıl, anne-çocuk arasındaki bağın kurulması ve sağlıklı bir birey yetişmesi açısından büyük önem taşır. Anneler bebeğin doğumundan sonra ilk 6 ay mümkünse çalışmamalı, bebeğin bakımını kendileri üstlenmelidir. Ama her ne zaman olursa olsun, doğum sonrası tekrar iş hayatına dönmeden önce birkaç noktaya dikkat edilmelidir:

  • Çocuk bakıcıya bırakılacaksa anne iş hayatına geri dönmeden önceki birkaç hafta, anne – çocuk – bakıcı birlikte vakit geçirmelidir. Çocuk yuvaya verilecekse de bu kez anne çocuğuyla birlikte yuva ortamında olmalıdır. Bebeği bir anda farklı kişilerle veya ortamda bırakmak çocukta kaygı uyandırabilir.
  • Bu süreç, annenin çocuğuna burada «güvenilir insanlar var» mesajı vermesini sağlar ve çocuğun adapte olmasını kolaylaştırır.
  • İş hayatının başlamasıyla birlikte çocuğun ve bazen annenin de bir rutin oluşturmaya ihtiyaçları vardır. Her sabah beraber kahvaltı yapılabilirler veya anne çocuktan ayrılırken akşam için oyun planları oluşturabilir…

Çalışan anne olmanın avantajları vardır

Ebeveynlerin çalışması ile birlikte çocuğa daha konforlu bir yaşam, belki daha kaliteli bir eğitim süreci, yeteneklerini geliştirebilme fırsatı, destekleyici etkinliklere katılma gibi birçok fırsat sunulabilir. Tüm bunların haricinde ise ebeveynler çocuklarına çalışan, bağımsız ve özgüvenli insan modeli sunuyor olurlar.

«Mükemmel anne» olma isteğinizden vazgeçin

Unutulmamalıdır ki evde çocuklarıyla birlikte olan anneler de tüm vakitlerinin onlarla geçirmiyor, gerek kendi ihtiyaçları gerekse evin diğer işleriyle ilgileniyorlar. Oysa bu kıyaslamayı yapan anneler kendilerini mutsuz ve suçlu hisseder, «Keşke ben de evde çocuğumla olsam» diyebilirler.

En öncelikli yapmanız gereken şey «mükemmel anne» olma isteğinizden vazgeçmektir. Çocuğunun bakımını ve kariyerlerini bir arada yürütmek isteyen kadınlar genellikle işte sergiledikleri performansı çocuklarına da yansıtmak isterler,  çocuklarına daha düşkün bir tavır sergilerler, çocuğuyla geçiremediği zamanı telefi etmek için çabalarlar…

Bunun sonucunda ise ne yazık ki tükenmişlik ve bıkkınlık hissi, depresyon ve sürekli gerginlik, uykusuzluk, sürekli yorgunluk, unutkanlık, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, eklem ve kas ağrıları ve cinsel isteksizlik gibi sorunlarla karşılaşabilirler.

Şımartan, otoriter veya süper anne

Annelerin tutumlarında sıkça görülen hatalar vardır ve üç anne profili ortaya çıkmaktadır :

  1. Şımartan anne: İlk dönemlerde her eve dönüşlerinde çocukları için hediyelerle gelirler, daha sonra ise akşam geçirilen iki saate birçok oyunu ve etkinliği sığdırmaya çalışırlar. Özveriyle çocuklarının tüm isteklerini yerine getirmeye çalışıp sınır koymakta zorlanırlar, aşırı hoşgörülü davranırlar ve şımartırlar. Bu durumda anneler farkında olmadan çocuklarını tatminsiz, sınır bilmeyen, sosyal ortamlarda zorluk çıkarabilen, toleransı düşük bireylere dönüştürürler.
  2. Otoriter anne: Gün içinde çocuğunun yeterince disipline edilmediğini düşünen anneler ise eve döndüklerinde otoriter olup, beklentilerini yüksek tutup, baskı kurup, çocuklarına gereğinden fazla sorumluluk yükler ve sıkça cezalandırırlar. Bu durumda ise anneler pasif, özgüveni düşük, sürekli onay alma ihtiyacı duyan, yetişkine çok çabuk boyun eğen çocuklar veya tam aksine öfke patlamaları yaşayan, sürekli karşı gelen çocuklar yetiştirirler.
  3. Süper anne: Bazen anneler, « annelik duygusu »nu tatmin etmek adına çocuklarının kendi başlarına karşılayabilecekleri ihtiyaçlarını yerine getirirler; çocuklarının özbakımlarını ve yaşamsal gereksinimlerini kendileri yaparlar (tuvaletten sonra temizlik, giyinme, soyunma, el yıkama, yemek yedirme, kucakta taşıma gibi). Bu son durumda ise çocuklar bağımlı, kendi başına karar alamayan ve sosyal ortamlara uyum sağlamakta güçlük çeken bireyler olma yolunda ilerlerler.

Suçluluk duygusu ve hatalar nasıl aşılmalıdır?

Araştırmalara göz attığımızda anne-çocuk ilişkilerindeki olumsuzlukların, annenin çalışmasıyla bir bağlantısı olmadığını görüyoruz. Aksine işinde mutlu ve bakım konusunda endişe duymayan çalışan annelerin çocukları, anneleri ile geçirdikleri zamanın değerli olduğunu bilir, en eğlenceli oyunları ve anları onlara saklarlar. Klişe bir söz olmasına rağmen doğruluğunu asla kaybetmeyen «Çocuğunuzla çok zaman değil, kaliteli zaman geçirin» fikri asla unutulmamalıdır. Bir çocuğun mutlu olması için annesi ile 24 saat geçirmesi gerekmez. Birlikte nitelikli ve eğlenceli zaman geçirmek çocuğun gelişimine katkı sağlar ve doyurucudur. Şartlar ne olursa olsun, annenin çocuğuyla geçireceği zaman sadece ona ayırılmalıdır. İlgi noktası çocuk ve eğlenmek, daha ileride ise çocuk, eğlenmek ve ödevler olmalıdır. Literatürde çocuğuyla sağlıklı bir ilişki geçiren annelerin «mükemmel anne» değil «yeterince iyi anneler» oldukları savunulur. «Yeterince iyi» annelerin çocukları «yeterince iyi» tecrübelere sahip olurlar ve kişiliklerinin oluşumunu destekleyici unsurlara kavuşurlar.

Çocuğunuzla nasıl kaliteli zaman geçirebilirsiniz?

  • Eğlenmek ve beraber verimli vakit geçirmek için çocuğunuz için hangi oyunların veya etkinliklerin doğru olduğunu bilmeniz gerekir. Bunun için internette kısa bir araştırma yapabilir veya oyun gruplarına katılabilirsiniz. Daha eğitici olmasını dilerseniz ise anne ve bebeklere yönelik erken uyarım programlarını da takip edebilirsiniz.
  • Çocuklarla vakit geçirmenin tek şartı eğlenmektir. Eğer siz keyif alırsanız çocuğunuz da mutlaka keyif alacaktır. Bu süreci bir mecburiyet gibi değil, keyifli bir zaman olarak algılamalısınız. Yaratıcılığınızı kullanarak farklı oyunlar geliştirebilir, bambaşka karakterlere bürünebilirsiniz. Ayrıca bu iş hayatınızın yarattığı stresi azaltmanın bir farklı yolu olabilir.
  • 3-4 yaşına kadar çocuklar oldukça meraklı olurlar ve hareket etmek isterler. Bu ihtiyaçlarına ilişkin deneyleri, maketleri veya sportif faaliyetleri de listenize ekleyebilirsiniz. Oyun hamuru, toprak, lego, kumaş gibi çeşitli materyaller kullanarak çocuğunuzun yaratıcılığını ve duyusal tecrübelerini artırabilirsiniz.
  • Uyku saatine yakın daha sakin aktiviteler seçip çocuğunuzun sakinleşmesini sağlayabilirsiniz. Masal okuma, bir kitabın resimlerine bakma, aile albümünü inceleme, beraber müzik dinleme, masaj yapma gibi etkinlikler hem rahatlıcıdır hem de gelişimine destek olur.

 

Funda K. Poyraz – Uzman Klinik Psikolog & Aile Danışmanı

 

Yorum Yapılmamış

Düşüncelerini Paylaş

Yukarı